Ultrasonografi Eşliğinde Ağrısız Prostat Biyopsisi

Transrektal USG Eşliğinde ( TRUS ) Prostat biopsisi, prostat kanseri erken tanısında halen en güvenilir ve hassasiyeti en yüksek olan tanı yöntemidir.
Bu yöntem; gelişmiş USG sistemleri kullanılarak yapılır. Makattan uygulanan rektal prob üzerinde iğnelerin tadbik edildiği özel bir adaptör içerir. Bu adaptör içinden geçen özel iğne sistemleri yardımı ile radyolog önceden tespit edilmiş kuşkulu odaklara görerek, ekran üzerinde beliren özel hattan ulaşarak otomatik bir sistemle küçük parçalar alır.
Makattan uygulanan prob işlem öncesi steril özel bir "cover" ile kaplanır. Makat özel ilaçlar ile yıkanır. Makat mukozası yine özel ilaçlar ile uyuşturulur. Daha sonra cihaz makata yaklaşık 5-6 cm kadar sokulur. Bu aşamada prostat ekranda belirir ve Radyolog öncelikle prostatın ayrıntılı bir sonografik incelemesini yapar. Bu incelemede prostatın iç yapısı, nodül varlığı, şekli, hacmi ve çevre ile olan ilişkisi incelenir. DOPPLER uygulamaya geçilerek prostatın kanlanma özellikleri ve giriş yolunda vasküler bir engel olup olmadığı araştırılır.
Yukarıdaki inceleme bittiğinde prostat etrafındaki sinir pleksuslarına özel iğneler ile lokal anestezi uygulanır. Bu işlem ağrısızdır. Çünkü önceden mukoza uyuşturulmuş olup kullanılan iğneler de çok ince olduğundan anestezi ağrı uyandırmaz.
Kısa bir bekleme ardından İnceleme sırasında saptanan kuşkulu alanlar ve nodüller ekranda beliren özel bir hat üzerine düşürülür. Ekranda izleyerek bu alanalra özel iğneler batırılarak otomatik bir sistem ile yaklaşık 10-15 mm lik ince parçalar alınır.
Uygulama sırasında anesteziyi etkileyen olumsuz bir anatomik yapı yada koşul yoksa, hasta birşeylerin girip çıktığını hisseder ancak çoğunlukla ciddi bir acı duymaz.
Duruma yada ürolog tarafından yapılmış talep dikkate alınarak kuşkulu alanlardan yada "örnekleme" methodu ile 6-8-12 ayrı kadrandan parça alınır. Alınan parçalar patoloji labaratuarına gönderilerek mikroskopik incelemeye tabi tutulur ve tanı konur.
İşlemi bir şeylere benzetmek gerekirse, diş çekimleri örnek verilebilir. İşlem o kadar güvenli, o kadar kolay yada zor olup hastaya büyük bir sıkıntı vermez.
İşlemden bir gün önceden veya aynı gün enfeksion riskine karşı koruyucu antibiotikler verilir. İşlem sonrası 5-10 gün idrardan yada meniden hafif kanama gelebilir önemi yoktur. Antibiotik uygulamasına karşın bazı dirençli mikroorganizmalar nedeni ile bazı hastalarda bir kaç gün sonra yüksek ateş görülebilir ki bu durumda daha geniş spektrumlu antibiotikler ile tedaviye devam edilir. Aşırı kanama komplikasyonu modern yöntemler sayesinde hemen hemen hiç görülmemektedir.
Saygılarımla
Rad.Dr.İnanç ÇAĞLAYAN